17 Aralık 2011

AH YARIŞMALAR !! VAH YARIŞMALAR !!!

TDSF organizasyonlarının maddi ve manevi ayağınI gayet iyi bilen ve yaşayan eski yk üyesi olarak aynı gün 2 ayrı ilde ortak çok noktası olan iki yarışmayı yapmak ne amaç güdmektedir.?  benim bünyem algılayamıyor. Senelerdir bir yarışma cmt diğeri pazar olmak üzere aynı ilde yapılan yarışmalar katılımı kaynaşmayı dansın çoşku ve heyecanını daha renkli yaşatıyordu.

Ben bu konuyu irdeleyim derken, benden önce içini döken  yine eski bir TDSF kurul üyesi arkadaşımın yazdıklarını koyuyorum bu sefer... ama azzzz sonraaaaaa yarışmaların kulüplere yaptırılmasını ben  ayrıca irdeleyeceğim...

Buyrun..




Ukalalık" ve "cahillik" yapayım biraz... Ya da "bilgi sahibi olmadan, fikir sahibi" olayım bazı arkadaşlarımızın deyimiyle ve müsaadeleriyle :)

Sebeplerini bilemiyorum, bu kararı alan kişiler kimdir bilmiyorum ve irtibatım yok, ancak 17 ARALIK günü Ankara'da Dans Sporu, İstanbul'da ise aynı anda Salsa kulüpler arası yarışmalarının düzenlenmesi şu anki dans kulüp yapılarına, müsabaka düzenine, federasyonun etkinlik derecesine ve başarısına uygun gözükmüyor. Fikir çok güzel, her yerde dolu dolu etkinlik olsun tabi, evet ama aşağıdaki sebeplerden dolayı bu kararda yine de ciddi sıkıntılar olduğunu düşünüyorum...
Ercument Aydın ve Onur Kılıç organizasyon konusundaki tecrübeleriyle önemli isimlerdir. Ancak resmi bir TDSF yarışmasını, üstelik de KULÜPLER ARASI yarışmayı alenen tek bir kulübe vermek ne kadar doğrudur tartışılır. Evet bildiğimiz güvendiğimiz insanlar var bu kulüplerde ancak herkes onları bizim bildiğimiz, tanıdığımız gibi tanımıyor. Dolayısıyla her zaman için şüpheyle bakanlar olacaktır, bu da neticede yarışmanın itibarına zarar verecektir. Bunun yerine belki o şehirde bulunan birkaç kulübün ortak girişimi değerlendirilebilirdi. Belki de bu yönde bir çalışma vardır, gözümüzden kaçtıysa kusuruma bakmayınız lütfen.

3. Kulüplerin maddi durumlarının pek de parlak olmadığı bilinirken, bir çok kulüp için imkanları aynı anda iki kat fazla seyahat, konaklama, harcama vs. gereksinimi yaratarak zorlamak doğru değildir. Aynı şekilde nispeten daha yeni ve küçük kulüplerin, örneğin tek antrenörlü kulüplerin antrenörlerini aynı anda iki yarışmada birden kullanamayacak olmaları da bir dezavantajdır. Her ne kadar bu durum sportif rekabetin bir parçası olsa da, henüz gelişmekte olan bir spor dalında bu gelişimin önemli bir parçası olan kulüpleri teşvik etmeye yönelik bir karar olmadığı da aşikardır.

4. Seyirci açısından da toplam potansiyeli ikiye bölmek kulağa pek mantıklı gelmiyor. Her ne kadar salsa ve dans sporu birbirinden ayrı kitlelere hitap eden branşlar olsa da, özellikle üniversite kulüplerini veya seyirci potansiyeli yüksek olan (Salsa Angora, DansKeyfi vb.) kulüpleri ve bunların branş farkı gözetmeksizin tüm sporcularını ülkenin her yerine takip eden "çekirdek" izleyici kitlesini düşündüğümüzde, yarışmalardan en az biri bu coşkudan mahrum bırakılmış oluyor. Oysa aynı şehirde aynı haftasonu düzenlenen yarışmalarda branşlar arasındaki mesafeler azaltılıp, tüm seyircilere her iki branşın da sunulma şansı olmaktaydı.

Uzunca süre bu işlerle ilgilenmiş biri olarak bu görüşleri yazma "hakkını" kendimde gördüm. Umarım önceden olduğu gibi yanlış anlaşılmam zira niyetim konuyu polemiğe dönüştürmek değil, bu spor açısından daha doğru olanı konuşarak bulabileceğimiz bir fırsat yaratmaktır....

Cehaletimi mazur görün :) Teşekkürler...

Erdem Özkan

 

Hiç yorum yok: